• Ashburn
  • 20 Nisan 2021 Salı
  • 20:26
  • 14°/16°
  • 8,1157
  • 9,7894

Hatay'ın son aruz şairi

Divan şairi (D. 1885, Antakya – Ö. 2 Temmuz 1947). Yazar Ahmet Miskioğlu’nun babası. “Naklî ilimler alimi” diye tanınan, Antakya Medresesinde müderrislik yaparak öğrencilerine hadis ve fıkıh okutan Miskizade Ahmet Efendi’nin beş çocuğundan dördüncüsüydü. Müderris Ahmet Efendi, babası Miskizade Muhammet Ağa ile birlikte hacca gidip orada kolera salgınında ölünce kardeşleriyle birlikte dedesinin gözetiminde büyüdü. Dedeleri, Nafi’nin eğitimine olağanüstü özen gösterdi. Nafi Miskioğlu, Antakya medreselerinde güçlü bir eğitim görerek, küçük yaşta şiirler yazmaya başladı. Topluluklar önünde okuduğu ilk şiirleri için “Kimin bu şiir?” diye sorduklarında, “Bu şiir Nabi’nindir!” diye yanıt veriyordu. Bir süre sonra, şiirlerinde “Nabiizaman” takma adını kullanmaya başladı. Divan edebiyatının ustalarına nazireler (karşılık) yazdı, terbi (dörde çıkarma) ve tahmisler (gazel beyitlerine üçer mısra ekleme) üretti. Meşrutiyet (1908) yıllarında, Fazıl Ahmet’in Divançe-i Fazıl’ı ile başlayıp Anadolu’ya yayılan hiciv geleneğine uyarak çevresini eleştiren şiirler yazdı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Hatay’a yayılan Araplık propagandasına karşı çıkışını şiirleriyle gösterdi: “Eylesin eşraf-ı belde aslın ihfaya şitap / Ben asîlim aslımı inkâr etmem irtikâp” bunlara bir örnektir.


Nafi Miskioğlu, 1918 yılından itibaren, önce Arap devletinin ilanı ve sonra Fransız işgali üzerine, Türklük için propaganda grubu oluşturan cesur gençler arasında yer aldı. Kurtuluşa kadar süren mücadeleler içinde yanlış yolda olanları şiirleriyle eleştirdi. Bir yandan iğneleyici, eleştirici şiirlerini yazarken öbür yandan da yerine göre açık, yerine göre gizli olarak Millî Mücadeleyi sürdürdü. Antakya’nın Cumhuriyet Halk Partisi Başkanı ve Antakya Belediyesi Daimi Komisyon üyesiydi.

Zübeyir Karabay, Nafi Miskioğlu’ nun edebî kişiliğini açıkladığı uzun yazısında onun, Divan edebiyatının bütün inceliklerini bildiğini, çevresinin sosyal hayatından ilham alarak yazdığı şiirlerin tarihî ve bölgesel bir değer taşıdığını yazdı. Nuri Aydın Konuralp, Hatay Kurtuluş ve Kurtarış Mücadelesi Tarihi adlı kitabında, Nafi Miskioğlu’nun “Propoganda Şefi” olarak çalıştığını belirterek, aralıksız olarak Millî Mücadele’yi sürdürdüğünü açıkladı.

“Edebî şahsiyeti yanında bir de cesur, mücadeleci, vatansever [Nafi Miski]’den bahsetmemiz lazımdır. (…) Ta birinci cihan harbinden başlayarak Hatay’ın esarete düşmesine ve nihayet kurtulmasına kadar geçen uzun bir zaman içinde, onu daima ön safta, yüreği vatan ve millet aşkıyle çarpan bir insan olarak çeşitli işler başında, parti mücadelelerinde, millî savaşlarda hep bu halkın içinde yer almış görüyor ve ölümü gününe kadar bu safta olanlarla birlikte yürümekten geri kalmamış buluyoruz. (…)

“Nafi Miski, ekseriyetle sakin rubai görünümüne rağmen, haddi zatında içli, daima heyecanla kaynaşan varlığını, sadece terbiyeli bir insan olmak hasleti içinde gizlemeye muvaffak olmuş bahtiyar insanlardandır. Onu yakından tanıyanlar, bu iç gücünün, azimli ve hatta yerine göre inatçı tab’ının özelliklerini daha İyi anlamaya sık sık imkân ve fırsat bulmuşlardır.

“Mizahi şiirlerinde -eğer üslupta eskilik bir kusur sayılmazsa- cidden kuvvetli bir görüş ve söyleyiş hakim olmuştur. Fakat bunların tam tadına varabilmek için, onun yaşadığı günleri yaşamış olmak icap eder. Hadiseleri görüş ve söyleyiş kudreti hakkında fikir edinebilmemiz için bunların tamamını hem de izahlı olarak gözden geçirmemiz doğru olur.” (Şükrü Balcı)

Bu Haberi Paylaşabilirsin!